“Ey gönül gel, gayrıdan geç, aşka eyle iktida”

1.Ey gönül gel gayrıdan geç aşka eyle iktida,

Zümre-i ehl-i hakikât anı kılmış mukteda.

 

2.Cümle mevcudat u malumata aşk akdem dürür,

Zira aşkın evveli,ne bulmadılar ibtida,

 

3.Hem dahi cümle fena buldukta aşk bâki kalır,

Bu sebepten dediler kim aşka yoktur intiha.

 

4.Dilerim senden Hüda’ya eyle tevfikin refik,

Bir nefes gönlüm senin aşkından etme gel cüda.

 

5.Masivâ-yı aşkını sevdasını gönlümden al,

Aşkını eyle iki alemde bana âşinâ.

 

6. Aşk ile tamûda olmak cennetidir aşıkın,

Lîk cennette olursa tamûdur aşkın ana.

 

7.Ey Niyazi mürşid istersen bu yolda aşka uy,

enbiya vü evliyaye aşk oluptur rehnüma.

 

 1.Ey gönül gel gayrıdan geç aşka eyle iktida,

Zümre-i ehl-i hakikât anı kılmış mukteda.

İKTİDA:Uymak, tabi olmak.

MUKTEDA:Örnek alınan, uyulan önder.

Ey gönül, her şeyden vazgeç; gel aşka tabi ol. Ehl-i hakikat hep aşkı örnek almıştır.Gönül (kalp) gözü açık olanlar başkalarının irşadına ihtiyaç hisstemezler.

2.Cümle mevcudat u malumata aşk akdem dürür,

Zira aşkın evveli,ne bulmadılar ibtida,

AKDEM:Daha önce

İBTİDA:Baş taraf, başlangıç, en önce.

Mevcut bütün malumatların öncesinde aşk vardır.Çünkü aşkın evveline bir başlangıç bulamadılar.en önce aşk vardı.

3.Hem dahi cümle fena buldukta aşk bâki kalır,

Bu sebepten dediler kim aşka yoktur intiha.

FENA:Yokluk, yok olma

İNTİHA:Son, nihayet, uç.

Her şey yok olur; dünya lezzetleri de geçici ve aldatıcıdır.ama aşk baki kalır.Bu sebeptendir ki aşka son yoktur.

4.Dilerim senden Hüda’ya eyle tevfikin refik,

Bir nefes gönlüm senin aşkından etme gel cüda.

TEVFİK:Uygun düşürme, Allah’ın kuluna yardım etmesi.

REFİK.Dost, arkadaş.

CÜDA:Ayrılık, ayrılmış.

Dilerim senden hüda’yı uygun bir dost eyle ki bir nefes dahi gönlüm aşkından ayrılmasın.Çünkü insan ruhlar aleminden; “Lakad hâlâknel insan-e fi ahsen-i takvim Sümme redednâ-hu esfel-e sâfilin” fehvasınca güzel bir şekilde yaratılıp esfel-i sâfilin olan şahadet alemine, yani bu görünen aleme gönderildi. Ve “İnna lillâh ve innâ ileyhi râciun” (Muhakkak biz allah içiniz ve O’na döneceğiz) sırrına mazhar olup Zâtına rücu edenlere ecr-i aziym vardır. O aşktan yoksun olanlar hayvandan aşağı kalır.

5.Masivâ-yı aşkını sevdasını gönlümden al,

Aşkını eyle iki alemde bana âşinâ.

MASİVA:O’ndan başka, allah2tan başka herşey.

AŞİNA:Bildik, tanıdık.

Allah’tan başka herşeyin sevdasını gönlümden al.İki cihanda da yalnız O’nun aşkı bana aşina olsun.Çünkü aşk insan vücudunun bütün zerreleriyle sevgilisine yönelme erdem ve arzusudur.

6. Aşk ile tamûda olmak cennetidir aşıkın,

Lîk cennette olursa tamûdur aşkın ana.

TAMU:Cehennem

LİK:Lakin, ama.

Aşk ile cehennemde olmak aşıkın cennetidir. Sevgiliye kavuşma yolunda ne kadar zahmet ve çile çekilirse, sonunda elde edilecek mutluluk o kadar yüce olur.Ama cennet’te olursa cehennemdir aşkın ona.Çünkü sevgiliye kavuşma yolunda çekilen sıkıntı ve ızdırapların ayrı bir lezzeti vardır.

  7.Ey Niyazi mürşid istersen bu yolda aşka uy,

enbiya vü evliyaye aşk oluptur rehnüma.

REHNÜM:Yol gösrerici.

Aşık olanın iki mertebesi vardır:Muhip (seven) ve Habib (sevilen). Âyet-i Kerime: “Onlar ki Allah’ı sevdiler, Allah da onları sevdi” der.İşte ey Niyazi bu yolda mürşid istersen aşka uy.Enbiya ve evliyalara yol gösteren aşk olmuştur.

 

                                                

KAYNAKLAR

1.Mısri Niyazi Divanı Şerhi:Esmâ Yayınları, 1982,İstanbul

2.Türk Edebiyatı Tarihi:Vasfi Mahir Kocatürk, 1970, Ankara

3.Yeni Lügat:Abdullah Yeğin, Yeni Asya Yayınları, 1975, İstanbul

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !